Necip Fazıl Kısakürek Çile E-Kitap İndir

Necip Fazıl Kısakürek Çile kitabının PDF ve EPUB Formatlarında buradan indirebilirsiniz.
Şairliğim on iki yaşımda başladı.
Bahanesi tuhaftır:
Annem hastahanedeydi. Ziyaretine gitmiştim… Beyaz yatak örtüsünde, siyah kaplı, küçük ve eski bir defter.. Bitişikte yatan veremli genç kızın şiirleri varmış defterde.. Haberi veren annem, bir an gözlerimin içini tarayıp:
– Senin dedi; şair olmanı ne kadar isterdim!
Annemin dileği bana, içimde besleyip de on iki yaşıma kadar farkında olmadığım bir şey gibi göründü. Varlık hikmetimin ta kendisi… Gözlerim, hastahane odasının penceresinde, savrulan kar ve uluyan rüzgara karşı, içimden kararımı verdim:
– Şair olacağım!
Ve oldum.

1925’de “Örümcek Ağı”, 1928’de “Kaldırımlar”, 1932’de “Ben ve Ötesi”, 1953’de “Sonsuzluk Kervanı” ve 1969’da “Şiirlerim” ismiyle yayınlanmış şiir kitaplarının bir çok bakımdan kendini ifadelendiremediğini söyleyen Necip Fazıl Kısakürek’in, 1922’de Yeni Mecmua’da yayınlanmış ilk şiirinden başlayarak bizzat kendisi tarafından süzülen, ayıklanan, düzeltilen ve bir araya getirilen bütün şiirleri…

Ve Poetikası… Bir yanda belli başlı bir sanat anlayışından tüten şiirler, diğer yanda, bu sanat anlayışının tüttürdüğü şiir mefkûresi…

Necip Fazıl Kısakürek Çile Kitap Özeti

ALLAH VE İNSAN Seni aramam için uzağa attın ! Âlemi benim , beni kendin için yarattın AĞZIMI DİKSELER Tel tel ve iple iplik dikseler de ağzımı; Tek ses duysalar ; ALLAH… Yoklayanlar nabzımı İLMİHAL Yandı kitap dağlarım , ne garip bir hal oldu Sonun da bana kalan , yalnız ilmihal oldu ! LÛGAT Tutuşturanlar, lûgat kitabını elime , Bilsin : Allah ‘ tan başka bilmiyorum kelime.. ÖPMEK Ellerime uzanan dudaktan tepeyim; Allah diyen seni gel ayağından öpeyim TEL KELİME Ne var ki, pazarlığa girişecek ecelle ; Sermayem tek kelime , ALLAH azza ve celle.. GÜZEL Güzel Allah ‘ ım , senden ne gelecekse gelsin ; Sen ki; rahmetinle de , kahrınla da güzelsin .. YAKINLIK Neye yaklaşsam , sonu uzaklık ve kırgınlık; Anla ki, yok Allah ‘ tan başkasıyla yakınlık… KUDRET Kudret O ‘ nun ; gayrında ne mecal var, ne tüyan; Alim ilmine yansın , pazısına pehlivan … AŞK Rabbim , Rabbim , bu işin , bildim neymiş Türkçesi; Senin aşkın ateştir, ateşin gül bahçesi… AŞK VE KORKU Aşk korkuya peçedir , korkuda aşka perde, Allah ‘tan nasıl korkmaz , insan O ‘ nu severde.. İSTE Verirler ” ben acizim , kudret senin” dedikçe Verenin şanı büyük, sen iste istedikçe !.. YAKIN Yakın O ‘ dur, gerisi birbirine en uzak; Her şey Rakip ismiyle O ‘ nun kurduğu tuzak.

Üstün çile , dev gibi gelip çattı birden ! Tos!!! Sen , cüce sanatkarlık, sana büsbütün paydos ! Cemiyet ah cemiyet yok edilen ruhiyle; Ve cemiyet, cemiyet, yok eden güruhiyle… Çok var ki, b hınç bende fikirdir, fikirse hınç! Genç adam al silahını, iman tılsımlı kılınç ! İşte bütün meselem , her meselenin başı, Ben bir genç arıyorum, gençlikle köprü başı! Tırnağı, en yırtıcı hayvanın pençesinden, Daha keskin eliyle, başını ensesinden, Ayırıp o genç adam uzansa yatağına; Yerleştirse başını iki diz kapağına, Soruverse : Ben neyim ve bu hal neyin nesi? Yetiş , yetiş , hey sonsuz varlık muhasebesi? Dışımda bir dünya var, zıpzıp gibi küçülen, İçimde homurtular, inanma diye gülen… İnanmıyorum , bana öğretilen tarihe ! Sebep ne, mezardansa bu hayatı tercihe? Üç katlı ahşap evin her katı ayrı âlem ! Üst kat: Elinde tesbih , ağlıyor babaannem, Orta kat: (Mavs) oynayan annem ve âşıkları, Alt kat: Kız kardeşimin (Tamtam)da çığlıkları.

ÇİFT KANAT Biri aşık biri nefret; bizim kanadımız çift… Ateş saçmalı ki nur, erisin kapkara zift… DEV Öyle bir devim ki, ben , hakikatte pireyim, Bir delik gösterinde utancımdan gireyim… AKIL Akıl ,akıl olsaydı ismi gönül olurdu; Gönül gönlü bulsaydı bozkırlar gül olurdu İNSAN İnsan , bir mes’ut zalim , insan bir mağrur cahil; Tekne kırıl, su azgın ve kayıplarda sahil…… SEVİNÇ Bir sevinç var ki kalbte Arşı doldurur sesi; O ne sonsuz sevinçtir, ebediyet neş’esi… YAĞIZ AT İşaret bekliyorum , yağız atım eyerli; Yanarım sorarlarsa ne getirdin degerli? ŞARKI Her ağıda „ her telde fânilik dırıltısı Sonunda tek bir şarkı, tabutun gıcırtısı… VASİYET Son gün olmasın dostum , çelengim top arabam; Alıp beni götürsün , tam dört inanmış adam… KORKU CİNLER Ne derlerse desinler, Yakın dostlarım cinler… Havanın ve alevin kemiksiz çocukları; Yüzbir odalı evin Haşmetli konukları, Rüzgârdan topukları, Yakın doslarım cinler… Kum gibi kalabalık, Bin şekil ve bin kılık, Suda bir gümüş balık, Postacı güvercinler, Zümrüt yüklü hecinler, Yakın dostlarım cinler… BOŞ ODALAR Şu karşı evin boş odalarında, Duvarlara sinmiş bir hayâlet var.

VİSAL Beni zaman kuşatmış, mekân kelepçelemiş; Ne sanattır ki, her şey , her şeyi peçelemiş… Perde perde verâlar, ışık başka nur başka; Bir ânlık visal başka, kesiksiz huzur başka; renk, koku, ses ve şekil, ötelerden haberci; Hayat mı bu sürdüğün, kabuğundan ezberci? Yoksa göz, görüyorsun sanmanın öksesi mi? Fezada dipsiz sükût, duyulmazin sesi mi? Rabbim ,Rabbim , Yüce Rab , âlemlerin Rabbi, sen Sana yönelsin diye icad eden kalbi, sen ! Senden uzaklık ateş , sana yakınlık ateş ! Azap varmı alemde fikir çilesine eş? Yaşamak zor, ölmek zor, erişmekse zormu zor; Çilesiz suratlara tüküresim geliyor! Evet ben bir kapalı hududu aşıyorum; Ölen ölüyor bense ölümü yaşıyorum ! Sonsuzu nasıl bulsun , pösteki sayan deli? Kendini kaybetmek mi, visalin son bedeli? Mahrem çizgilerine baktıkça örtünen sır; Belki de benliğinden kaçabilene hazır.

ALLAH DERİM Sırtımda taşınmaz yükü göklerin; Herkes koşar, zıplar, ben yürüyemem İsterseniz hayat aşını verin; Sayılı nimetler bal olsa yemem! Ey akıl, nasılda delinmez küfen ? Ebedi olsun urbası kefen! Kursa da boşluga asma köprü , fen, Allah derim, başka hiç bir şey demem! OLMAZ MI ? Yön yön sarılmışım ne yana baksam; Sarılan olur da saran olmaz mı? Kim bu yüzü çizen sanatkar ressam; Geçipte aynaya soran olmaz mı? Bir parçacığım ben, bütüne hasret; Zaman döne dursun , o güne hasret; Ruhumsa zamanın üstüne hasret; Ebediyet boyu bir an olmaz mı? O ÂN Taş merdivenler gibi, aşınmış ayaklardan, Secde yerine çarpa çarpa alnım aşınsa! Göklerin kamçısıyle yediğim dayaklardan, Erisem de , tabutum boşmuş gibi taşınsa ! Bir garip insan olsam , benzemez hiç kimseye ; Tek hece bilmez , tek renk görmez, tek ses işitmez.

NİMET Dünyada her nimeti bıraksam ne çıkar ki? Orda o varken, burda bırakılmaz ne var ki? KAVUŞMAK Ne görsem, ötesinde hasret çektiğim diyar; Kavuşmak nasıl olmaz, mademki ayrılık var ? AYRILIK Hep ayrılık; isteğe varınca istek ölür, Bir anda ölselerde insanlar tek tek ölür… HİCRET Baktığımız her ufkun öte yanına hasret; Bir ömür ürüyoruz , nereye varsak hicret…. VATAN Bu dünya bir benzeyiş, bir vatanı andırış; Ve göz , görmediğine kendini inandırış !… ZİFAF Birazcık su ve kepek, şu kuduz nefse kifaf; Dünyada varsa söyle, sabaha çıkan zifaf !…. GEÇER Hasret bir rüzgâr, kapı kapı aralar geçer; Gördüğüm her güzel şey, beni yaralar geçer… AYNI NOKTA Çocukken gün battımı, bir köşede ağlardım; Nihayet döne döne aynı noktaya vardım.

Geldi ölümlü yalan, gitti ölümsüz gerçek; Siz , hayat süren leşler, sizi kim diriltecek? Kafdağını assalar, belki çeker de bir kıl ! Bu ifritten sualin, kılını çekmez akıl ! Sakarya , saf çocuğu , masum Anadolu’nun, Divanesi ikimiz kaldık Allah yolunun ! Sen ve ben , göz yaşiyle ıslanmış hamurdanız; Rengimize baksınlar, kandan ve çamurdanız ! Akrebin kıskacında yoğurmuş bizi kader; Aldırma, böyle gelmiş, bu dünya böyle gider! Bana kefendir yatak, sana tabuttur havuz; Sen kıvrıl, ben gideyim, Son Peygamber Kılavuz ! Yol onun, varlık onun, gerisi hep angarya; Yüz üstü çok süründün , ayağa kalk, Sakarya !… MÜJDE O gün bir kanlı şafak, gökten üflenen ateş; Birden, dağın sırtında atlılar belirecek.

Allah ‘ ı hakikate soran kafa ne sakat? Hakikat de ne ; Hakk ‘ ın muradıdır hakikat, Balonunu kaçırmış çocuk gibi ağla dur ! Rabbim böyle emretmiş, ya dize gel, ya kudur ! Hayat bir zar içinde, hayatı örten bir zar ; Bana da hayat yeri “Bağlum” köyünde mezar…. ZEHİR Çocukken haftalar bana asırdı; Derken saat oldu , derken saniye…. İlk düşünce , beni yokluk ısırdı: Sonum yokluk olsa bu varlık niye ? Yokluk, sende yoksun, bir var gibi yoksun İnsanoğlu kendi varından yoksun…. Gelsin beni yokluk akrebi soksun ! Bir zehir ki, hayat özü fâniye…….. GİZLİ Azdırma, rahat bırak, içimdeki deliyi; Bana sorma , benim de bilmediğim gizliyi !.

Sırtımı uykuda dürtüyor bir el; Fırla yatağından koşar adım gel ! O bir minicik zar kabuğunu del ! Seni çağıran var, tâ maverâdan ! O VAR !.. Her defa haberi taze bir müjde ; O var ! Her defasında, geç, gafletten vecde; O var ! Ne sen varsın , ne ben , ne yâr, ne kimse; O var ! Bütün sevdiklerin elden gittiyse ; O var ! Kalacak kim var ki dost tomarında ? O var ! Sana daha yakın şah damarından; O var ! Arama, bir ilaç yok eczahanede ! O var ! Gayede, sebepte ve bahanede ; O var ! Sevdiğini ebed boyu tutan dinç ; O var ! Ölümsüzlük şevki, ilahi sevinç; O var ! Yıkılmaz dayanak, kırılmaz destek ; O var ! Tekten de tek, bir tek, tek başına tek; O var ! HASRET O ki, kadını var kadına hasret; Hasret, kelimeye ,kelimelerde.

Necip Fazıl Kısakürek Çile PDF İndir

Necip Fazıl Kısakürek Çile EPUB İndir


Yorumlar

Yorum (1 Yorum)

  1. Murathan dedi ki:

    Ey gönül, gidenden ümidini kes!
    Kaçan bir hayale benziyor herkes,
    Sanki kulağıma gaipten bir ses,
    Buluşmalar kaldı mahşere diyor.

Yorumunuzu Yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacaktır.


Son Yorumlar

  • Can:Büyük üstat Kazım Mirşan'ın söyledikleri ile uyuş...
  • Cemil:Okumayın bu kitabı evinize bazı yaratıklar musalla...
  • Mete:Adile Ayda günümüz pek çok tarihçiyede ışık tutmuş...
  • Murathan:Ey gönül, gidenden ümidini kes! Kaçan bir hayale...
  • Cenk:o güzel insanlar o güzel atlara binip gittiler...
  • Mert:Orhan Kemal gerçekten büyük edebiyatçı...
  • Hülya:Gönül Tekin hocanın uzun zamandır aradığım eseriyd...